Sevgili Mudanya,

Ben bir konut müşterisiyim. Her gün oturup bilgisayarın başına kendime uygun bir ev arıyorum. Kararsızım ve bu kararsızlığımı bir türlü yenemiyorum. Sonra karşıma Mudanya çıkıyor. Hafiften bir istek başlıyor bende. Yine de emin değilim. Neden Mudanya olsun? Bilmiyorum.

Sevgili konut müşterisi… Ben Mudanya. Sana neden Mudanyalı olman gerektiğini anlatmama izin ver lütfen!

Öncelikle huzur doluyum ve senin de içini huzurla doldurabilirim. Sabahın ilk ışıklarıyla birlikte sahilin, mavinin, denizin ve yeşilin tadını çıkarmaya başlayabilirsin. Sabah yürüyüşlerinizi denizden gelen esintiyle birlikte keyiflendirebilirsin.

Samimiyim. Sabah simitle çay eşliğinde sohbetimi, akşamları balık eşliğinde eğlencemi seninle paylaşabilirim.
 

Bir taraftan tarihin izlerini sana sunarken diğer taraftan gelecekle ilgili hayallerimi konuşup bugünün mutluluğunu yüzündeki tebessüme döndürebilirim.

Sağlık doluyum. Benimle yaşamaya başladığında başta astım ve göğüs rahatsızlıklarının azaldığını ve daha sağlıklı bir yaşam süreceğini söyleyebilirim. Kendi toprağımda yetişen zeytin ve sebzeleri Pazar tezgâhımda bulabilirsin. Böylece doğal beslenme ile daha sağlıklı ve formda kalabilirsin.
 

Maviyim ve yeşilim. Eğer denizi seviyorsan hem kumsalım da yürüyüş yapabilir hem de marinamdan bir tekneyle açılıp deniz keyfi yapabilir, balık avlayabilirsin. Doğayı seviyorsan kır gezileri yaparak yeşile doyabilirsin.

Kentin içindeyim. Kentin dışındayım. Yani sen nerede olmak istersen oradayım. Elini atsan İstanbul’u yakalarsın benimle. Ya da Bursa’yı.

Çok mu yordu seni kent? Ver elini Yıldız Tepe; ver elini Trilye! Herkesin hayalindeki küçük bir Ege kasabası hayat bulur benimle.

Yüksek yapılarım yoktur benim. Hem tarih kokar her yanı yapılarımın hem yenilik. Modernim istediğin kadar.
 

Benimle yaşamanı isterim. Anlatamadıklarım da var yaşaman gereken.

Beklerim seni…